İslam sanatlarının gelişimi ile cem olunan mabetlerde ibadeti daha verimli, gür, ongun, bereketli, iç huzura ve manevi hazza açık kılma gayreti arasında sıkı bir bağ var. Bu bağın mabedin günümüzde geçirdiği yapısal ve fonksiyonel değişime rağmen İslam sanatlarıyla ilişkisi hiç bozulmadı; aksine, sürece uygun yeni üslup ve formlarla zenginleşti. Kuşkusuz mescitlerimiz dünün sosyal gereçlerin karşılığı olan külliye düzenini günümüzde kaybetti.

 Darülkurra, medrese, darüşşifa, imaret, tabhane, sıbyan mektebi, darülhadis gibi birimler artık cami ile bitişik düzende değil. Bu durum hem ana mabedin tasarımını hem de benzer birimlerde icra edilegelen tezyini sanatları da etkiledi. Bir diğer devrim niteliğinde değişiklik ise yapı teknolojisinin ulaştığı seviyeyle birlikte kendini gösterdi. Beton, demir-çelik, titanyum ve dahasının İslam mabetlerinin inşasında kullanılmaya başlanması özellikle örtü sistemi ve taşıyıcı unsurlarda geleneksel formların daha pratik kısmen yüzeysel çözümlerle yer değiştirmesini sağladı. Haliyle mimarlar ve tezyini sanatları icra eden sanatçılar da yeni formlara uygun yeni çözümler üretme zorunluğuyla baş başa kaldılar.

Yapının tasarım ve tezyinatıyla birlikte manevi hazza açık olması, arzının değişmezliği tüm bu devrim niteliğindeki yeniliklere rağmen İslam mabediyle sanatın bağını koparamadı. İnşa ettiği ibadethanelerde Osmanlı mimarisi ile İslam tezyini sanatlarının zengin içeriğini harmanlama gayreti Teknom Yapı’nın temel prensibi. İslam sanatlarında “sükunet tesiri’’ Osmanlı mimarisinde ise “tevazu” bu kurucu prensibin izini sürdüğü iki sihirli kelime. Gelenekle yeninin bu kelimenin geniş mana çeperinde inşa ettiğimiz yapılarda kendine yer bulması, sadece korumayı değil, aynı zamanda geliştirmeyi ve var olanı bir adım ileriye taşımayı da içeriyor.

temelprensipler