Türk İslam sanatlarında iç ve dış mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanatı, büyük ve sürekli gelişmesini Anadolu’da göstermişti. Anadolu Selçukluları ile çok çeşitli tipteki mimari eserler üzerinde büyük bir ilerleme kaydeden çini sanatı varlığını günümüze kadar sürdürdü. Her dönemin çini süslemesi, daha önceki dönemlerin üstün vasıflarını devam ettirirken yeni teknik buluş ve renklerle sanat zamanla zenginleşti. Anadolu’da geleneksel üretimi bir adım ileriye taşıyacak iki önemli merkez oluşmuştu; İznik ve Kütahya. Bugün İznik akımı etkisini kısmen kaybetse de Kütahya çiniciliği zaman zaman Türk çini sanatının parlak geçmişini hatırlatan örneklerle varlığını sürdürmekte. Çini sanatında çini niteliği ve dayanıklılığı kadar desen ve boya kalitesi de önemli. Çinicilikte kolay, ucuz ve hızlı üretmek sadece ticari bir ürün ortaya çıkmasına sebep olmakta.

Keza; çini ve sanat kelimesini yan yana anmak istiyor isek, çini tekniğinin dışında, çiniye sanat değeri veren desen ve tasarımların, uzun yıllar sanat eğitimi almış, deneyimli bir nakkaş tarafından çizilerek çiniye aşk ile nakşedilmesi gerek. Teknom Yapı’nın inşa ettiği camilerin tümünde sanatla ilişik Baba Nakkaş, Şah Kulu, Karamemi gibi üslup sahibi otoritelerin izinden giden nakkaşlar eliyle şekillenmiş çini levhaları bulunmakta. Teknom Yapı’nın kurucusunun bir nakkaş olması, şirket bünyesinde Türkiye’nin sayılı desen havuzunun bulunması; inşa edilen eserde çini kullanımını ve icracı atölyelerin seçimini bir dizi prensibe bağlamakta. Tezyini programa uyumlu, hat, desen, boya ve malzeme kalitesi yüksek, geleneksel üretim metotlarını içselleştirmiş ustaların elinden çıkan çini levhaların kullanımı Teknom Yapı’nın önceliği.

cini-1